Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Sağanak Yağışlı

Her sabah ayrı bir macera

İSTANBUL (Hürriyet) – Sabahları işe gitmek her seferinde farklı bir macera benim için… Meskenden çıkıyorum, durağa kadar kısa bir seyahat …

İSTANBUL (Hürriyet) – Sabahları işe gitmek her seferinde farklı bir macera benim için… Meskenden çıkıyorum, durağa kadar kısa bir seyahat yapıyorum. Şimdi ölçtüm mobil İett uygulamasından, gideceğim durak 253 metre uzaklıktaymış. Önce düz, sonra yokuş aşağı yürüyeceğim. Kolay bir parkur… Evden çıkıyorum, beş adım sonra kaldırımdaki bir arabaya çarpıyorum. Çünkü İstanbul‘da kaldırımlar aynı zamanda park yeri… Kendimi karşı kaldırıma atıyorum. Ama yürümek ne mümkün. Burada bir anaokulu var. Kaldırım zaten 1 metre. Okulun orada olduğuna ait tabelalar kaldırımın üzerinde, kaldırım boyunca da sıfır park edilmiş bir araba serisi var. Yani yola çıkıp yürümem gerekiyor. Sanki ben keyfimden yoldan yürüyormuşum gibi gelen arabalar camlarını açıp kaldırıma çıkmam için beni uyarıyor.

Derken yolun düz kısmını bir şekilde tamamlıyor ve yokuş aşağı kısmına geliyorum. Bastonumu yere çarpınca sol tarafımdaki boş arsanın sonundaki binadan gelen yankıyı duyuyorum. Bu doğru yerde olduğum anlamına geliyor. Yoluma devam ediyorum. Bu arada önümdeki tek engel arabalar değil. Kaldırım ortasına dikilen direkleri de unutmayalım. Bir de bir süredir bunlara bağlanan ‘Martı’ denen araçlar var. Arada onlar çıkıveriyor karşıma. Gelişigüzel bir ağaca ya da direğe bağlayıp gidiyorlar. İki defa bunlara takılıp yola düşmüştüm. Bir zarar görmedim ama yoldan bir araba geçiyor olsaydı ne yaşardım bilmiyorum.

Neyse yola devam ediyorum. Ama bu sefer de bir çay ocağı önüme çıkıyor. Masalar kaldırımı işgal ediyor. Yine yoldan yürümem gerekiyor. Kaldırım kenarındaki arabaları sağıma alıyorum. Burada da dikkat etmek gereken bir ayrıntı var. Yüksek araçların aynaları yüzünüzde patlayabilir. Çünkü çoğu insan aynasını kapatmıyor.

Derken üst geçitten karşıya geçiyorum. 10 metre sonra duraktayım. Bu kadar badireyi atlatıp anca durağa gelebildim. İşe varabilmek için daha bunun Mecidiyeköy ayağı, metrobüs yolculuğu ve 700 metrelik yürüyüş yolu var. Her sabah ne tür maceralara gebe olduğunu bilmediğim bir yola uyanıyorum. Karşıma çıkan engelleri kolayca atlatmayı umuyorum.

 

Sabahları işe gitmek her seferinde farklı bir macera benim için.

İSTANBUL (Hürriyet) – Sabahları işe gitmek her seferinde farklı bir macera benim için… Evden çıkıyorum, durağa kadar kısa bir yolculuk yapıyorum. Şimdi ölçtüm mobil İett uygulamasından, gideceğim durak 253 metre uzaklıktaymış. Önce düz, sonra yokuş aşağı yürüyeceğim. Kolay bir parkur… Evden çıkıyorum, beş adım sonra kaldırımdaki bir arabaya çarpıyorum. Çünkü İstanbul‘da kaldırımlar aynı zamanda park yeri… Kendimi karşı kaldırıma atıyorum. Ama yürümek ne mümkün. Burada bir anaokulu var. Kaldırım zaten 1 metre. Okulun orada olduğuna ait tabelalar kaldırımın üzerinde, kaldırım boyunca da sıfır park edilmiş bir araba serisi var. Yani yola çıkıp yürümem gerekiyor. Sanki ben keyfimden yoldan yürüyormuşum gibi gelen arabalar camlarını açıp kaldırıma çıkmam için beni uyarıyor.

Derken yolun düz kısmını bir şekilde tamamlıyor ve yokuş aşağı kısmına geliyorum. Bastonumu yere çarpınca sol tarafımdaki boş arsanın sonundaki binadan gelen yankıyı duyuyorum. Bu doğru yerde olduğum anlamına geliyor. Yoluma devam ediyorum. Bu arada önümdeki tek engel arabalar değil. Kaldırım ortasına dikilen direkleri de unutmayalım. Bir de bir süredir bunlara bağlanan ‘Martı’ denen araçlar var. Arada onlar çıkıveriyor karşıma. Gelişigüzel bir ağaca ya da direğe bağlayıp gidiyorlar. İki defa bunlara takılıp yola düşmüştüm. Bir zarar görmedim ama yoldan bir araba geçiyor olsaydı ne yaşardım bilmiyorum.

Neyse yola devam ediyorum. Ama bu sefer de bir çay ocağı önüme çıkıyor. Masalar kaldırımı işgal ediyor. Yine yoldan yürümem gerekiyor. Kaldırım kenarındaki arabaları sağıma alıyorum. Burada da dikkat etmek gereken bir ayrıntı var. Yüksek araçların aynaları yüzünüzde patlayabilir. Çünkü çoğu insan aynasını kapatmıyor.

Derken üst geçitten karşıya geçiyorum. 10 metre sonra duraktayım. Bu kadar badireyi atlatıp anca durağa gelebildim. İşe varabilmek için daha bunun Mecidiyeköy ayağı, metrobüs yolculuğu ve 700 metrelik yürüyüş yolu var. Her sabah ne tür maceralara gebe olduğunu bilmediğim bir yola uyanıyorum. Karşıma çıkan engelleri kolayca atlatmayı umuyorum.

ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.